
Abdullah Şanlıdağ
Çanakkale'ye bir de bu cepheden bakalım
Türkiye'de gündem o kadar hızlı ilerliyor ki, onları takip etmek ve bazı Tarihi olayları gününde yorumlamak nasip olmuyor. Bu yüzden 18 Mart'ta yazmam gereken yazıyı bugün yazıyorum.
Benim için Çanakkale savaşı ve bu savaşta şehit düşen askerlerin hatıraları, vatan için gözünü kırpmadan şehadet şerbetini içenlerin çok büyük bir önemi vardır. Her Çanakkale Savaşı'nın yıl dönümünde içim bir kez daha kıpır kıpır eder. Ecdadın, bu vatan için yaptıkları az şey mi? Onun için diyorum ki, Ulvi insanları sadece anmak yetmez, ruh derinliklerimizde de hissetmek gerekir.
Çanakkale Savaşı'nın o kadar kahramanı var ki, hangisini sayayım..
SEYİT ONBAŞI
18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi'nin 110. yıl dönümünde memleketi Balıkesir'in Havran ilçesine bağlı kırsal Kocaseyit Mahallesi'ndeki kabri başında anıldı. Seyit Onbaşı'dan bahsediyorum. Sırtlayarak kaldırdığı top mermisiyle Çanakkale Deniz Savaşı'nın seyrini değiştiren 'Koca Seyit' lakaplı Onbaşı Seyit Çabuk gibi niceleri olmasaydı, bu topraklar, bu vatan, bu bayrak, bu ezan günümüze kadar gelir miydi dersiniz?
Lozan'da Boğazlar üzerinde hükümranlık hakkımız vardı.Osmanlı toprakları üzerinde gözü olan devletlerden Rusya, İngiltere, Fransa, İtalya ve Yunanistan'ın tek amacı Boğazlara sahip olmaktı. Çünkü İstanbul ve Çanakkale boğazları, sadece Akdeniz’i Karadeniz’e, Avrupa’yı Asya’ya bağlayan su geçitlerinden ibaret değildir. Her iki boğaz, Akdeniz’in öteki önemli su geçitlerinden Cebelitarık ve Süveyş kanalı ile de Atlas ve Hint Okyanus’larını, büyük kıta kara parçalarını birbirlerine bağlayan jeopolitik konumuyla, dünya siyaset ve ekonomisi üzerinde her zaman etkili olmuştur
Bu yüzden Çanakkale geçilmez dedik. Ben Çanakkale'ye milli mücadele yönünden de bakıyorum Çanakkale'ye. Milli Mücadele ruhu bambaşka bir ruhtur. O ruhta Mehmet Akifleri görüyorum. Anadolu'yu küffara karşı uyandırmak için ta berlin'e kadar gidip camilerde vaaz eden Mehmet Akif Ersoy, Çanakkale şehitleri isimli şiirinde bu gerçekleri çok güzel ve veciz bir şekilde ifade etmiştir. Ancak şunu da ifade etmeden geçmeyeceğim. Mehmet Akif gibi İstiklal ve İslam şairi bir insan, neden Mısır'a gönüllü olarak sürgün gitmiştir? İstiklal Marşı'nı yazan ve bu vatan için Anadolu'yu karış karış gezen Mehmet Akif, Burdur mebusu olduğu halde hem emekli edilmemiş, peşine hafiye (polis) takılmış, ailesi de perişan edilmiştir. Hele oğlu Mehmet Emin'in bir çöp bidonunda ölüsünün bulunması, insanı derinden etkileyen başka bir dramdır.
Yine de bizim bir Çanakkale zaferimiz vardır. Düşman ordusunu-özellikle İngiltere’yi denize döktüğümüz destansı zafer.Çanakkale Savaşı, Müslümanların inançlarını korumak için verdiği mücadeledir. Çanakkale Savaşı, kâfirlerin topraklarımıza girip kâfirlik yapmalarını engellemek için verdiğimiz bir mücadeledir. Vatan topraklarını çiğnetmeyen Mehmetler, Çanakkale'yi geçilmez kılmışlardır. Aslında biz bu zaferle tüm batılı devletlere şunun haykırmış olduk: "Biz daha bitmedik. İman varsa imkan da var” sloganını Batının kokuşmuş, materyalist, seküler zihniyetine haykırmaktır. Çanakkale zaferi, toprağı kurtarıp zihinleri Batı’nın seküler ve materyalist zincirlerine bağlamak değildir.
Çanakkale Savaşı, inanç değerlerini korumak ve yüceltmek için Türküyle, Kürdüyle, Arabıyla, Lazıyla, Çerkeziyle verdiğimiz mücadelenin adıdır.
Mehmet Akif'in deyimiyle "Bedr'in aslanları kadar şanlı olan" yiğitler, Çanakkale'de iman ve şehadet ruhuyla yedi düvele karşı muzaffer oldu.
Bu mukaddes zafer, sadece Anadolu coğrafyasına meşale olmamış; bütün İslam dünyasını uyandırmış ve ümitlendirmişti.
Tüm şehitlerimizi rahmetle anıyorum.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.